*Başkaları yapmıyorken alıp satmak. Alışta, yatırım sürüleri kuyrukta yer kapmak için uğraşırken, siz zaten biletini almış ve en iyi yeri kapmış olacaksınız. Satışta, ahali bir hisseden çıkmaya hücum ederken oluşan panikte ezilmeden, herkesten önce kapıdan çıkmış olacaksınız. O kapı bir hayli dar olabilir.
*Bu kitapta, bir karşıt olarak yatırım yaparak hisselerden nasıl para kazanılacağını göstereceğiz. Bu bir çabuk köşeye dönme kitabı değil .Bir finansal simya da değil, büyü de. Kitap en son “tüyolarla” dolu bir portföyden daha az riskli olan ve mükemmel getiri olasılığı sunan, temel ve sağlam yatırım stratejilerini anlatıyor. Bir karşıt gibi düşünerek bir piyasa tepesine eşlik eden kitle spekülasyonunu tanıyıp ondan uzak durmasını öğreteceğiz. Ve sizi her yıl tekrar tekrar mutlu edip refaha ulaştıracak bir yatırım portföyünü nasıl inşa edeceğinizi göstereceğiz.
*Çok basit bir önerme ile başlayalım. Herkes aynı şeye inanıyorsa ve bu inanç herkesin aynı şeyi yapmasına neden olacak kadar kuvvetliyse, ters pozisyonu almakta yarar vardır. Belli bir hissenin olumlu olasılıklarıyla herkes alım yaptıysa, o hisseyi alacak başka kim kalmıştır ki fiyatları daha da yukarı götürsün?
*Aşırı görüşlerden faydalanmak karşıt yatırımın esasını teşkil ediyor. Eğer alıcıysanız, gözden düşmüş hisseleri, sanayileri, hatta yurt dışı piyasaları ve herkesin kabul ettiği kötü haberleri ve beklenen yeni en düşüklerden söz eden durumları arayın. Satıcıysanız, iyi haber konusundaki görüş birliği durumlarını bulmaya çalışın; böylesine yaygın olumlu görüşler, genellikle kapıdaki sorunları görmezden gelir.
*Bir karşıt yatırımcı olarak başarıya ulaşmak herkesin tersine gitmekten ibaret değildir. Eğer öyle olsaydı, herkes aynı şeyi yapardı. Bir karşıt olmak, sadece ahaliyle uyuşmamak değil, aynı zamanda bu uyuşmazlık üzerine ne zaman hareket edileceğini bilmektir. Bu da aşırılıkları aramak demektir. Özellikle, bir hisse adil değerinin altına düşürülmüşse almak veya ederinin üzerine çıkmışsa satmak.
Al Sinyalleri: Yarısına kadar düştü diye adlandırdığımız kuralla başlayalım. Bir karşıt fırsat teşkil etmesi için, bir hissenin son 12 ayda en az %50 düşmesi gerekir. Ama bu sadece başlangıç, hisse şu birkaç ilave koşuldan en az birini yerine getirmelidir:
· Ya içerdekiler tarafından ya da Warren Buffet gibi bu işi bilen yatırımcılar tarafından yapılan yüklü alımlar.
· 12’den az bir fiyat / kazanç (F/K) oranı.
· 10’dan az bir fiyat / serbest nakit akımı (F/SNA) oranı.
· 1’den az bir fiyat / satış (F/S) oranı.
· 1’den az bir fiyat / defter değeri (F/DD) oranı.
Her ne kadar resmi koşullarımızın arasında olmasa da, diğer göstergelere eşlik edecek bir üst düzey yönetim değişikliği veya geri hisse alımları da ek olumlu göstergeler olarak görülebilir.
*Bir karşıt gibi düşünmek güç olacaktır, çünkü egemen görüşe ters düşeceksiniz. Etrafınızdaki herkes hisse senedi piyasası hakkında olumlu düşünürken, diğer tarafa doğru bahse girme şansını aramak için çelik gibi sinirlere ve bağımsız bir kafaya sahip olmak gerekir. Hepimiz uyumlu olmak isteriz. Ama bir karşıt olarak, bağımsız ve farklı düşünebilmeli ve yalnız olmaktan rahatsızlık duymamalıyız. Yalnız kalmak gerçek karşıt için güvencedir.
*Karşıt bakış açısının sadece bir giriş ve çıkış tekniği olduğunu da unutmamak çok önemlidir. Almak veya satmak için doğru zamanı arıyor ve onu bulmak için kalabalığın hakim görüşünü kullanıyoruz. Ve pozisyonumuzu aldıktan sonra, çoğunluğun bizim gibi düşünmeye başlamasını istiyoruz. Bundan sonra hareketin çoğunluğu boyunca onlarla birlikte kalabiliriz. Bir yatırımın fiyatını, bizim istediğimiz türden karları yaratabilecek kadar yukarı veya aşağı ancak çoğunluk iletebilir.
*Bir karşıt olarak avantajımız, bir yatırım için hiçbir zaman yüksek fiyat ödememek ve o tahrip edici çılgınlığa esir düşmemektir.
*Aşırı kötümser bir şekilde dayak yiyen hisselerin “iyileşme süreçlerinin” oluşması için bir ila üç yıl arası bir zaman gerekiyor. Başarı, sabır ve dayanma gücü gerektiriyor. Bu nitelikler yatırımcılarda pek bulunmaz, özellikle aldıkları hisse yıllarca ölü para olarak durursa… Çoğu, karşıt stratejiye işlemesi için yeterli süre vermez.
*Karşıtlar, çoğu yatırımcının trendleri öngörmek yerine, takip ettiklerini anlamalıdırlar. Halk, uzun vadeli bir strateji kullanacağına, kısa vadeli piyasa olaylarına ve haberlere haddinden fazla önem verir. Yükselen bir trend, yatırımcı bir kitlenin ortak görüşünü ne kadar teyit ederse, yatırımcılar o trendi daha da uzatacak parayı bulmaya o denli hevesli olurlar. Ve fiyatlar düşerken, aynı yatırımcılar paralarını hisselerden hemen çekerek düşüşü hızlandırırlar .Her iki durumda da yatırımcılar, fiyatları aşırı mantıksız seviyelere itmiş olurlar. Bu da karşıtlara al veya sat fırsatını yaratır.
*İlk karşıt kuralımız olan “yarısına kadar düştü kuralı” bunu daha da kolaylaştırır. Eğer bir hisse son 52 haftanın en yükseğinden en az %50 düşmüşse dikkate değer. Çünkü; hissenin yarısı kadar düşmüş olması yatırımcıların olumsuz kanısına rehberlik eder. Doğal olarak, kötü yatırım fırsatlarını eleyen diğer kurallarda var. Ama “yarısı kadar düştü kuralı”, tetiği çekmek için karşıt yatırım yaklaşımının temel kuralıdır.
*Başarılı yatırım yapmak için, bağımsız bir tutum geliştirip taze, yeni ve yalın düşünmemiz gerekir. Uzman görüşleri, tanınmış kaynakların düşünceleri veya diğerlerinin fikirleriyle, bir o yana bir bu yana ölçüsüzce savrulamayız. Bizi hedefimize götürecek olan, o yalnız yürüyüş olacaktır.
*Durgun bir göle atılan taş gibi, iyi bir yatırımın dalgacıkları dışarı doğru yayılır. İlk olarak, dalgacıklar kuvvetli ve birbirine yakındırlar, ama merkezden uzaklaştıkça aralarındaki mesafe artar ve güç kaybederler. Aynı şey yatırımcılar için de geçerlidir. İçerdekiler ve uyanık finansçılar en büyük getirileri elde ederler; işte burası yatırım trendinin en kuvvetli olduğu ve en az kişi tarafından bilindiği yerdir. Yatırım tempo kazandıkça, yeni taraftarlar gelir. Daha sonra emeklilik ve yatırım fonları yöneticileri gibi sofistike profesyoneller de dalar. Fiyat yükseldikçe, katılım artar. Yeni katılanların arasında, daha yüksek getiri sağlamak amacıyla, bankalardaki mevduat sertifikalarının bozduran çiçeği burnunda bireysel yatırımcılar da vardır. Medya, yatırımın gittikçe hızlanan yükselişine bando çalar. Sonunda herkes hikayeyi öğrenir ve dalgacıklar yok olup gider.
*Spekülatif çılgınlıklar hemen her zaman ekonomik bir refah döneminde gelirler. Bunun sezgisel bir mantığı vardır, insanların yalnızca bu refah dönemlerinde spekülasyona ayıracak paraları vardır. Çoğu çılgınlığın yakıtı kolay para ve kolay kredidir. Bu kolay para atmosferi spekülasyonu besler.
*Tüm spekülatif çılgınlıkların ortak niteliği herkes tarafından giderek daha fazla kabul görmeleridir. Ve bu çılgınlıklar, hemen her zaman önemli bir otoritenin spekülatörlere güven verici bir konuşmasıyla desteklenir.
*Katılımcılar, aslında mantığın sesinden başka bir şey olmayan felaket ikazlarına aldırmazlar.
*Normal piyasalarda bir tepe veya dibi kestirmek ne kadar imkansızsa, spekülatif bir çılgınlıkta tepeyi kestirmekte o kadar olanak dışıdır. Bir çılgınlıkta, yatırımcılar mantıklı düşünme kabiliyetlerini yitirirler. Geriye dönüp baktığımızda, tüm çılgınlıkların ortak özelliğinin mantıksız fiyatlar olduğunu görüyoruz. Vahşice yükselmiş bulunan fiyatlar pek ala yükselmeye devam edip ikiye, üçe, beşe katlayabilir. Piyasa mantıklı değeri andıran her kavramı kaybetmiş olduğu için karşıtlar, mantıksızlığın hiçbir limiti olmadığını hatırlamalıdırlar.
*Spekülatif bir çılgınlıkta başarılı bir yatırım yapmak olanak dışıdır. Çılgınlık sabit hızla giden bir yük trenine benzemez. Hızlanır, fırlar, bazen duraklar, sonra tekrar hızlanır. Doğru zamanlarda inip binmek neredeyse imkansızdır. Daha büyük bir olasılıkla önünde durup ezileceksinizdir.
*Çılgınlık ilerledikçe hisselere ve diğer yatırım araçlarına olan talep ve arz hızla büyür. Ama yeni arz olunan araçların kalitesi gittikçe düşer.
*Tüm çılgınlıklar birden bire ve çok az uyarıyla sonuçlanır. Her ne kadar çılgınlıklardan uzak kalabileceğimize inansak da işin gerçeği, çılgınlıkların ancak geriye dönüp bakıldığında belli olduğudur. Ağustos 1929’un mutlu ve başarılı spekülatörleri piyasanın %90 değer kaybedeceği hakkında en ufak bir fikre bile sahip değildi. Mevcut olan az miktardaki uyarı da göz ardı edilir.
*Howe’a göre:
· Yatırımcılar, bir hisse hakkındaki en son haberlere haddinden fazla önem verirler. Bu, “kötü haber” hisselerin fiyatını aşırı aşağıya, “ iyi haber” hisselerin fiyatlarını da aşırı yukarı iter.
· “Kötü haber” hisseleri çok büyük düşüşler gösterir, ama bu düşüşleri ortalamadan yüksek getiriler takip eder.
· Bu dimdik düşüşün ardından gelen toparlanma, yaklaşık 5 ay sürer.
*Fiyat %50 düştüğünde otomatik al yöntemi kendi başına iyi bir teknik oluşturmaz. İçerdekilerin alımı veya düşük F/K oranı gibi diğer teyitler gerekir. Buna rağmen “Yarısı kadar düştü kuralı”, karşıt analiz için mükemmel bir başlangıç noktası oluşturmaktadır. Tüm araştırmalarımızda bunun kadar etkili bir teknik bulamadık. Nedeni ise:
· Karşıtların bir hisseyi geri kalan ahali o hisse hakkında olumsuz düşünüyorken almaları gerektiği inancına uyuyor.
· Gerçek zaman bazında ve her hisse üzerinde, piyasa kanısını doğru olarak ölçmek için bir araç teşkil ediyor
· Yatırım denkleminden duyguları çıkaran tarafsız ve rakamsal bir kılavuz.
· Hisselerin acımasız bir şekilde düşürüldüğü ayı piyasalarında, bir çok alım fırsatı yatar. Çoğu hissenin çok pahalı olacağı bir boğa piyasasında ise çok az hisse karşıtlar için cazip olur.
*Bu kural, hisseler en cazipken almayı teşvik ederken, hisseler en pahalıyken de alım yapmayı önlemeye çalışır. Bir karşıtın tam olarak yapması gereken de budur.
*Yatırıma gelince, fiyat her şeydir. Çok bariz bir kavram ama çoğu yatırımcı tarafından genellikle göz ardı edilir. Bir şirketin hisselerini alırken bir bedel ödersiniz. Temel amacımız o hisseleri daha yüksek fiyatlardan satmaktır. Bir şirketin kazançlarını doğru tahmin etmek, sağlam mantık yürütmek veya sektörün dinamiklerini doğru analiz edebilmek önemlidir, ama fiyat her şeyden önce gelir.
*Aldığınız hisse siz aldıktan sonra düşüp kayıplara yol açarsa, dünyanın en iyi analizinin bile beş para değeri kalmaz. Bir hissenin yükselmesi için çok iyi 10 nedenimiz olabilir ama eğer hisse düşerse, bu nedenler işe yaramaz. Kendilerini haklı çıkarmaya çalışan yatırımcılar, sanki onların alımları hisseyi geri döndürecekmiş gibi, zararlı pozisyonlarda paçal yaparlar. Sırf ilk inançlarının doğruluğunu ispat etmek için ilave risk alırlar. Çoğu zaman da paraları cesaretlerinden daha önce biter. Eğer bir hissenin fiyatı yanlış yönde gidiyorsa, büyük olasılıkla daha sonra nedenlerinizin hatalı olduğunu ve bakmadığınız başka unsurlar bulunduğunu öğreneceksiniz.
*Kısa vadeli veya günlük fiyat oynamaları pek ala gelişi güzel olabilir. Ama vadeyi ne kadar uzatırsak, hisselerin gittikçe yükselen bir seyir izleyecekleri hakkında da o kadar güvende oluruz.
*Yarısı kadar düşmüş bir şirkette bir üst düzey yönetim değişikliğini asla küçümsemeyin. Niteliksel bir ölçüm olmasına rağmen, başı belada bir şirketin dümenine yeni bir yöneticinin geçmesi, karşıt bir inceleme için verimli bir sahadır. Olup bitenleri seyredin ve şirketi portföyünüze eklemeden önce karşıt eleme kurallarına uyup uymadığını değerlendirin.
*Yatırım çabasının tamamı bir trend bulmak ve onu sürmekten ibarettir. Fiyat trendleri başarılı yatırımın anahtarıdır. Karşıtlar gelecek trendin ne olacağını belirlemek ve o trend başlamadan önce pozisyon almak için çabalarlar. Biz bunu çekici seviyelerde değer içeren gözden düşmüş hisseleri belirleyerek yaparız.
*Karşıtların görevi bir trendin ne zaman başlayacağını veya bir hissenin yaşam döngüsünün neresinde olduğunu bulmaktır. En basit seviyede, bu görev diplere yakın bir yerde alım yapma, tepelere yakın yerlerde satma çabasıdır.
*Bir trendi yakalayınca içinde mümkün olduğu kadar çok oturun. Yani çıkmanız için çok açık ve geçerli sebep olmalıdır. Çünkü, paranın çoğu doğru bir pozisyonda kalmakla yapılır, çılgınca pozisyona girip çıkmakla değil.
*Yarısı kadar düşmüş bir şirketin tedavüldeki hisselerinin %5’ine eşit bir miktarı eğer “dışarıdaki bilgili yatırımcılar” tarafından alınmışsa, o hisse otomatik bir “al”dır. Yada hali hazırda %5 veya daha fazla hisseye sahip olan bu dışarıdaki yatırımcının pozisyonunda eğer %10 bir artış olursa, bu da aynı ağırlığı taşır.
*İçerdekilerin alım yapması çok iyi bir al sinyali olmasının yanında, karşıtlara şirketin mali ve ticari güçlüklerinin ölümcül olmadığına dair güvence verir. Eğer durum ümitsiz olsaydı içerdekiler bu işe paralarını koymazdı. Burada işleyen üç kavram bulunur:
· İlk olarak, hissenin eski değerinden çok düşmüş olması, karşıtın ahalinin uzak durduğu hisseyi almasını gerektiren kuralına uyuyor.
· İkinci olarak, herhalde tüm yatırımcılar arasında en bilgili olan içerdekilerin alım yapıyor olması, bir geri dönüş için kuvvetli bir potansiyele işaret ediyor.
· Son olarak, içerdekilerin satış yapmaması, hissenin en azından mevcut seviyelerinde kalacağına dair bir ek güvence oluşturuyor.
*Ne zaman Citi vb. gibi büyük bir şirket inişe geçse bir göz atın. Xerox ve IBM vakalarında olduğu gibi, Citi gibi büyük bir şirket hatırı sayılır ebattaki kaynaklarını bu sorunların çözümüne tahsis edebilir. Her ne kadar kuramsal olarak hiçbir şirket iflas etmeyecek kadar büyük olmasa da, bu çok seyrek olur. Ve iflas gerçekleşse bile, bu uzun bir süreç içinde oluşur, aniden değil. Bu yüzden şans, büyük ve gözden düşmüş şirketleri alan karşıtlardan yanadır. Ayrıca insanı cezbeden o mali değerlemeler de hesaba katıldığında, kapitalizmin bu devlerine yapılan yatırımların mükemmel fırsatlar olduğunu görüyoruz.
*Milyarder yatırımcı Kirk Kerkorian 14 Aralık 1990’da, SEC’e gönderdiği raporda geçmiş birkaç ay içerisinde 270 Milyon $ değerinde hisse alımı yaparak Chrysler’in %9,8 hissesine sahip olduğunu açıkladı. Kerkorian, oturup Chrysler’in her otomobil üreticisi gibi döngüsel yükseliş-inişlerini seyredecek değildi. Chrysler hisseleri 31.5 $’a çıktığında, 270 Milyon dolara aldığı hisselerinin değeri 2 Milyar dolara ulaşmıştı. Dayak yemiş bir hissede bilgili bir dışarıdaki tarafından yüklü hisse alımlarıyla karşı karşıya kalan bir karşıt şu soruyu sormalıdır: “Benim bilmediğim neyi biliyorlar?” Yarısı kadar düşmüş bir hissede, eğer bir dışarıdaki şirketin yüklü miktarda hissesini alırsa, karşıtlar çok dikkatli bakmalıdır.
*Değer yatırımcıları kelepir, yani şirketin varlıklarının, markasının, yönetimini, ürün yelpazesinin, teknolojisinin ve büyüme olasılıklarının gerçek değerinin hisse fiyatına yansımış olmadığına inandıkları şirketleri ararlar.
*Düşük F/K oranlı hisseler karşıtlar için verimli bir sahadır. Hisseler son 52 haftalık en yükseklerinden %50’lik bir düşüş gösterdikten sonra, şirketlerin para kazanma yetenekleri göz önüne alınarak hangisinin ucuz kaldığını belirlemekte F/K analizi kullanılabilir. Düşük F/K oranlı hisselere yatırım yapmanın faydalarını bir çok inceleme göstermiştir. Son 12 ayın veya son mali yılın karlarını baz alan bir F/K oranının 12’den az olması teyit edici bir gösterge olabilir. Düşük F/K oranlı hisselerin fiyatları kötü haberleri zaten yansıtmaktadır. Bu da gelecek kötü haberlerin hisse fiyatlarını daha fazla zedelemeyeceği anlamına gelir. Düşük F/K oyununu oynamak isteyen yatırımcılar sabırlı olmalıdır. Bu sabrı gösterenler, sonunda ödüllendirilirler.
*Düşük F/K stratejisi, nasıl bir şirketin gelecekteki karlarını gerçek değerinden ıskontolu olarak satın alma çabası ise, düşük fiyat/defter değeri (F/DD) filtresi de bir şirketin varlıklarını “ucuza kapatmayı” amaçlar. Eğer bir şirketin hisse fiyatı, hisse başı defter değerinden azsa veya başka bir ifadeyle, hissenin F/DD oranı 1.0’dan düşükse, bu karşıt bir fırsat teşkil eder.
*Karşıt yatırım sadece sağlam yatırım getirileri sağlamakla kalmaz, aynı zamanda riski de azaltır. Defter değerine nazaran düşük fiyatlarda işlem gören şirketler, şu veya bu nedenle gözden düşmüşlerdir. Bu hisseler ya kötü bir kar açıklamasından sonra hırpalanmışlardır, ya yatırımcılardaki ekonomik durgunluk endişesi nedeniyle düşük kalmış döngüsel hareketlerdir ya da şirket büyük bir hukuk davasıyla karşı karşıyadır. Kötü haberlerin çoğu hali hazırda fiyata yansımış bulunmaktadır. Çoğu kez, gelecek yeni bir kötü haber veya piyasadaki bir düşüş, zaten dayak yemiş bu hisselere daha fazla zarar vermez. Araştırmalar, karşıt değer özellikleri sergileyen hisselerden oluşan iyi çeşitlendirilmiş bir portföyün riskinin, genel piyasanın riskinden daha az olduğunu göstermektedir. Üstelik, kar potansiyelleri de çok daha fazla olur.
*Nakit akışını ucuzdan almak, yarısı kadar düşmüş bir hisse için, temel oran analizini teyit eden bir gösterge olarak kullanabiliriz. En geçerli temel oranlardan biri de nakit akışıdır. Nakit akışı, başı belada olan şirketin, o %5’lik kar paylarını ödemeye devam etmesini veya homurdana hissedarları yatıştırmak ve hisse fiyatına destek olmak amacıyla, hisselerini geri almasını sağlar. Nakit akışı şirketin sorunlarından uzaklaşması için manevra kabiliyeti tanır. Ve yine, nakit akışı, bir şirketin mevcut işlerini tekrar yapılandırmasını, gelecek vaat eden başka şirketleri satın almasını, hatta yeni işler başlatmasını sağlar. Nakit akışı güç demektir. En kralı NAKİT AKIŞIDIR.
*Kuralımıza göre, yarısı kadar düşmüş herhangi bir hisse, eğer 1.0 az bir F/S oranına sahip ve temel göstergelerimizden bir tanesine daha uyuyorsa, karşıt bir “al” hissesi olarak kabul edilebilir. Yatırımcılar bir hisseyi analiz ederken en çok şirketin karlarına dikkat ederler. Karları artıyor mu? Hangi oranda? Bu oran devam ettirilebilir mi? Karlar önemlidir. Ama satışlar da.
*Bir şirketin satışları artmıyorsa, karlarını devam ettirebilme şansı da pencereden uçup gider. Ve bazen, bir şirketin satışları büyürken bile karlar artmayabilir. Yeni bir ürünü piyasaya sürme masrafları, yeni yatırımlar, başka bir şirketin alınması için gerçekleşen nakit çıkışı ya da bir hukuk davasında uzlaşma o çeyrek için karlılığı baskılayıp düşürebilir. Durağan ve düşen karlar, genellikle yalpalayan ve düşen hisse fiyatları demektir. Artan karlar, artan kar payları ve yükselen hisse fiyatı gibi istediğimiz her güzel şeyin “hammaddesi” satışlardır.
*Eğer O’Shaughnessy haklıysa ve düşük F/S oranlı hisseler en iyi getirileri sunuyorsa bunun sebebi nedir?
· Öncelikle, karlar her türlü muhasebeci manevrasına maruz kalsa da, satışları manipüle etmek zordur. Bu yüzden F/S oranı daha güvenilirdir.
· Düşük F/S oranlı şirketlerin özünde daha sağlam bir satış organizasyonu yatar. Ne ilginçtir ki, düşük F/S oranlı şirketlerin, düşük F/K ve düşük F/DD oranları gibi diğer karşıt temel göstergelere de uyduğu görülür.
*Risk, yatırımcıların cesaretini kıran ve daha yüksek getiri üreten uzun vadeli yatırım stratejilerinden vazgeçmelerini yol açan olgu veya durumlardır. Bu nedenle cesaretimizin kırılmasına, stratejimizden vazgeçmememize veya hepten bu işten çıkmamıza izin vermeyecek bir tutumla yatırım yapmalıyız. İyi bir yatırım planına bağlı kalırsak, hisselerin zaman içinde sağladığı pozitif getirilerden faydalanarak, uzun vadede karlı çıkabiliriz.
*Hisse senedi piyasalarında para kazanmanın bir çok yolu vardır. Ancak, hisse senedi yatırımcılarının karşı karşıya kaldıkları en büyük risk, dayanabileceklerinden daha fazla para kaybetmektir. Bu genellikle ayı piyasalarında olur. Böyle bir kayıptan sonra, daha fazla zarar etmekten korktukları için bazen yıllar boyunca piyasadan uzak dururlar. Bu da ayı piyasasının arkasından gelen boğa piyasasının büyük bir kısmını kaçıracakları anlamına gelir.
*Yatırım bir maratondur, sürat yarışı değil. Her yatırımcı, uzun vadeli karları hedef alan makul bir strateji geliştirmelidir. Uzun vadedeki dayanma gücü, stratejinin işlemesi için zaman tanır. Uzun vadeye odaklanma ve sağlam bir strateji yatırımda başarıyı getirir.
*Sırf riske dikkat etmedikleri için bir çok yatırımcının başarılı olamadığına inanıyoruz. Bir arkadaştan tüyo alırlar ve yeteri kadar araştırma yapmadan yüklü miktarda para riske ederler. Piyasa ters dönünce ne olacağını düşünmeden pozisyon büyütmek için kredi alırlar.
*Tek bir fikre çok fazla para yatırarak riski kontrol altına almamak, yatırımcının başına bela açmaktan başka bir işe yaramayacak bir kafa yapısından kaynaklanır, içinizdeki bu şeytanı tanımayı öğrenin:
· Çabuk köşeyi dön! Büyük getiriler istiyorsunuz ve şimdi hemen istiyorsunuz. Ya çok sabırsızsınız ya da daha kötüsü önceki kayıplarınızı çıkartmak istiyorsunuz. Belki de müthiş başarıları hakkında böbürlenen diğerlerini kıskanıyorsunuz. İki veya üç hisseye yüklenip büyük vurgunu bekliyorsunuz. Bu büyük getirilerin peşinde büyük riskler alıyorsunuz, işte sizi batıran da bu riskler.
· Boğa piyasasıyla beyni karıştırmak. Sağlıklı bir boğa piyasası içinde birkaç kez üst üste haklı çıktınız ve artık yenilmez olduğunuzu düşünüyorsunuz. Başarınızın hisse senedi seçiminizdeki yeteneğinizden değil, tüm piyasanın yükselmesinden kaynaklandığını görmüyorsunuz. Çeşitleme yapmak zahmetinde bulunmuyorsunuz, çünkü her seçtiğinizin doğru çıkacağına inanıyorsunuz. Sonunda sizi “asla yanıltmayacak” o kağıtlardan birinde çok büyük bir pozisyon alıyorsunuz ve piyasa geri döndüğünde, bütün düşüş süresince üzerinde oturduğunuz için feci şekilde batıyorsunuz, işin ilginç tarafı, siz hala herkesin yanıldığını, kendinizin haklı olduğunu düşünüyorsunuz.
· Tüyo kazazedesi; size bir meslektaşınız, arkadaşınız veya berberiniz tarafından “fısıldanan” hisselerden birine yüklü miktar yatırıyorsunuz. Tüyoyla aldığınız için, felce uğrayıp satış yapamıyorsunuz, çünkü tam köşeyi dönüp gelmek üzere olan o büyük hareketi kaçırmak istemiyorsunuz.
· Bir fikre saplanmak. Bazen bir fikre öyle bir saplanırsınız ki tarafsızlığınızı kaybedersiniz. Bu çok yaygın bir hatadır. Yatırımcılar, istedikleri kadar şüphe duysunlar, bir fikri ne kadar sık tekrarlarsa o fikrin geçerliliğine de o denli rahat ikna olurlar. Saplantıda olduğunuzu nasıl anlarsınız? Ters bir görüş yürütmeye çalışın. Eğer hisseye abayı yakmışsanız, onun için bir ayı senaryosu yazmaya çalışın. Beceremiyorsanız bilin ki mantığınız sizi öyle bir ablukaya almış ki onun hatalı olabileceğini aklınıza bile getiremiyorsunuz.
· Bilgiden yoksunluk. Risk araştırmanızı yapmazsınız ve riski anlamaya çalışmazsınız. Bir yatırım fonu getirilerinin reklamını yapar. Bir hisse önerildiğinde hep hedef fiyat gösterilir, ama risk çok ender vurgulanır. İnsanlar bir tüyo üzerine alım gerçekleştirdiklerinde veya bir fon seçtiklerinde veya bir hisseye yatırım yaptıklarında , genellikle aldıkları risk hakkında hiçbir fikirleri yoktur. Yatırımcılar, bir yatırımın getirilerini olduğu kadar riskini de kolayca anlamalıdırlar. Eğer anlamıyorlarsa, yatırım yapmamalıdırlar.
*Hisse senedi piyasasında, öğrenilmesi en güç ustalık herhalde ne zaman satış yapılacağını bilmektir. Alış yapmak nispeten kolaydır; koşullar koyduğumuz belli kurallara uyduğunda hisseleri alırsınız. Ama satış duygularla yüklüdür.
*Satışın neden bu kadar güç olduğunu görmek kolay. Bir pozisyon karlıyken, o karları kaybetmekten korkarız, ama daha fazla kar hırsına kapıldığımız için bir türlü satış yapmaya yanaşmayız.
*Zarar eden bir pozisyonda, daha fazla kaybetmekten korkarız, ama hissenin geri dönüp bize en başta alırken umduğumuz karları getireceği umuduyla yine satmayız. Kendimizi ispat etmek arzusuyla bekler, hatta daha fazla alım yaparız.
*Satış Kuralları;
· Bir hisse senedi aldığınızda, alış fiyatından %25 aşağıya iptal edilene kadar geçerli kalacak şekilde bir zarar stopu koyun. Zararınızı alım fiyatınızın %25’i ile, aldığınız her hisseyi de portföyünüzün toplam değerinin en fazla %5’i ile kısıtlayarak, herhangi bir hissede kaybedebileceğiniz azami miktarı, portföyünüzün toplam değerinizin %1’ine çekmiş olursunuz.
· Yüzde 50 kar ettikten veya üç yıl sonra, hangisi önce olursa, pozisyonunuzdan çıkın.
· Hızlı bir şekilde karlı giden fakat henüz satış yerine gelmemiş bir hisse için %30 veya daha fazla karı garanti edecek şekilde stop koyun.
*Karşıtlar fiyat tahmini yapmaya çalışmazlar. Bir hisse senedi fiyatının nereye gideceğini hiç kimse bilmez. Bir fiyat trendi başladığında, yine hiç kimse onun ne kadar devam edeceğini, nerede duracağını bilemez.
*16$ aldığımız bir hisse 35$’a gidebilir. Bu mantığın ve tüm analizlerin öngördüğü bir seviye olabilir. Ama hisse daha sonra 80$’a da gidebilir ve spekülatif bir çılgınlık başlar.35$’dan 80$’a olan hareketi yakalamayı çok isteriz, ama rüştü ispatlanmış teknik ve temel analiz araçları bile bunu istikrarlı bir şekilde becermemizi sağlayamaz.
*Tüm başarılı yatırımcıların, istisnasız olarak, şu iki ortak özelliğe sahip olduklarını gördük:
· Bir planları var.
· Planı sıkı bir disiplinle takip ediyorlar.
*Planımızı geliştirirken işe kendinizi analiz etmekle başlayın. Bu analiz, kim olduğunuz hakkında dürüst bir değerlendirme olmalıdır, kim olmak istediğiniz değil. Hepimiz her gün rakiplerin göğsünü parçalayıp büyük parayı vuran o korkusuz cengaver trader olmak isteriz. İşin gerçeği ise şu: biz bir satış sorumlusu, bir sigortacı, insan kaynakları müdürü yada bir kamu görevlisiyiz. Bir ailemiz, ödenecek kiramız, araba taksitlerimiz, mevcut tasarruflarımızın yaşlılığımızı rahat geçirmemize yetmeyeceğine dair endişelerimiz var. Bütün servetimizi aynı ata koyamayız. Ama bu işin mevduat sertifikalarıyla olmayacağını da biliyoruz. Daha fazla getiri elde etmek için bir miktar risk almaya razıyız.
*Başarılı yatırım disiplin ister. Hem iyi hem kötü zamanda oyun planınızı uygulayabilecek misiniz? Yöntem ve stratejilerinize, tekrar tekrar uygulayabilecek kadar güveniyor musunuz? Risk sizi ne kadar rahatsız ediyor? Karşıtlar çoğu kez, çok yüksek riskli görünen hisseleri alırlar veya sektör ve piyasalara yatırım yaparlar. Sinirlerinize hakimiyetinizi kaybetmeden, böyle bir stratejiyi uygulayarak, ona işlemesi için şans tanıyabilecek misiniz?
*Kısacası, sizi bir karşıt yatırımcı yapacak dikkate, sabra, bağımsız yaradılışa, disipline ve sinire sahip misiniz?
*Bir çok yatırımcı iyi bir strateji hazırlar ama onu uygulamadığı için başarısızlığa uğrar. Ama ne ilginçtir ki, yatırımcılar bu başarısızlıklarının suçlusu olarak planlarını görürler, çünkü o planın değerini ölçebilecek zamanı tanımamışlardır. Bu yüzden, sırf sonuçları memnun etmiyor diye sağlam bir strateji hemen terk edilmemelidir. Çoğu kez, yatırımcılar tam planları sonuç vermeye başlamadan önce yön değiştirirler. İşte bu yüzden uzun vadeli sabır gerekir. Bir stratejiye olan güven eksikliği, genellikle yatırımcının o stratejiyi zaten işin başında anlamadığı anlamına gelir.
*Etkili bir yatırım stratejisi sabır, hatta çok sabır gerektirir. Stratejiniz sağlamsa, onu ne kadar kullanırsanız değeri de o kadar artacaktır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder