Borsada kazanmak, kaybetmek ya da en önemlisi yatırım yaparak bir servet sahibi olmak bizim elimizde. Yapılan araştırmalar; belli bir disiplin ve düzenli alımlarla oluşturulan portföylerin zaman içinde traderlerin kazançlarını çok geride bıraktığını göstermektedir.
Piyasada onca analizci, iyi trader, algoritmalar, robotlar, şirketlerle yakın ilişkisi olan kişiler (insider trading) ve büyük sermaye sahipleri varken bizlerin kısa vadeli işlemler yaparak kazanç elde etmesi çok zordur. Emin olun kazanıyorsak da şansımız yaver gitmiştir. Kazandıkça ben bu işi öğrendim, tamam oldu bu iş biliyorum deyip bir özgüven patlaması da yaşarız kendimizce.
Sonrasında ne mi olur? Bana göre şansımız yaver gittiği için bir kaç kez kazanabiliriz. Her kazançtan sonra kendimize olan güvenimiz artar, daha fazla riskli işlemler yapmaya başlarız. Bir pozisyonda terste kalırız, ha şimdi dönecek, yok burası destek deyip kendimizi avuturuz. Eninde sonunda zarardan kaynaklı stresi yönetemeyip satış yaparak zarardaki pozisyonumuzu kapatırız. Onca çaba, uğraş kaşık-kaşık kazan, kepçeyle hepsini geri ver. Oldu mu şimdi? Bence oldu. Çünkü oyun bunun üzerine kurulu.
Bizler yani küçük yatırımcılar donanım olarak rakiplerimizin çok gerisindeyiz ve piyasayı kısa vadeli işlemlerle yenemeyiz.
O zaman ne yapmalıyız? Kısa vade işlem yapmayalım, şunlara hisse demeyelim. Gelin değerli "ŞİRKETLERİMİZE" hep beraber ortak olarak "YATIRIM" yapalım.🎯
Bunlar hangi şirketler mi? Bu şirketleri nasıl bulacağız?
En temel kriterimiz Patron olsun. Yatırımcı dostu, kârını Yatırımcılarıyla paylaşan bir patron...
Temettü geleneği olan şirketler her zaman değerli olmuştur. Al-sat peşinde koşarak, Şirketlerimizin kâr paylarını yabancılara kaptırmayalım. Uzun vadeli yatırımı benimseyelim ve şirketlerimizin temettüleri bizde kalsın.
Koç grubu şirketleri, OYAK grubu bu manada rüştünü ispat etmişlerdir. Aksa Akrilik, Erdemoğlu'nun Sasa'sı... Sabancı'dan Brisa ve Kordsa. Ve Şişecam...
Sektöründe öncü olan, rekabet avantajına sahip, marka bilinirliği yüksek olan şirketleri seçin.
Düzenli finansallara sahip olan, satışları (özellikle yurtdışı ağırlıklı), öz sermayesi ve karlılığı artan, üreten ve büyüyen sanayi şirketlerine odaklanın.
Halka açıklık oranı %50'nin üzerinde olan, bedelli sermaye arttırımları ile yatırımcısını soyan, olumsuz sicile sahip patron şirket ve hisselerinden uzak durun.
Bugünü değil yarınları ve en az iki-üç yıl sonrasını planlayarak yatırıma başlarsanız, Tasarruflarınızın nasıl bir servete dönüştüğünü zaman içinde görecek ve buna sizlerde şaşıracaksınız. Bileşik getirinin gücüne inanın. Hayırlı, bereketli kazançlar dilerim. Biriniz Bin olsun...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder